
hikayenin kahramanları sizler, 29 yıl önce bugün neler olup bittiğini anlama aşamasındaydınız. bugün ise izlerini yaşadığımız yeni, ama kaoslarla dolu bir hayatın içindeyiz. 29 yıl öncenin, işte tamda o gecenin birer sabıkalısı, tanığı, birer sürgünüyüz.
her şey çok basitti önceleri. düşünmek suç, pratiğe dökmek ölüm cezası. soğukkanlılıkla dizelere döktüğüm şu kelimeler aslında kanımı donduruyor. işin gerçeklik payını düşündükçe ürkütüyorum. ama bunlar yaşandı, oldu ve bitti...
dile getirilmesi kolay cümleler yaşandı bu ülkede. üstüne üstük(!) utanç duyması gerekenler, pişkin pişkin "asmayalım da, besleyelim mi?" dediler.
bizler bunları hikaye olarak dinledik ana babamızdan. olmamıştı sanki. hikayeydi. düşünemiyorduk çünkü o tazecik beyinlerimizle. bu kadar kötülük diyorduk. olabilir mi? "sahi olabilir mi baba?" sorusu ağızlarımızdan çıkıyordu korkulu gözlerle. önceleri olabilir diyenler, sonraları koruma politikasıyla ninni gibi anlatmaya başladılar hikayelerini. sonra anlatmadılar, daha sonra hiç anlatmadılar. geldik bugünlere…
bizler hikayenin şimdiki zamanı, 29 yıl önce yaşananların hesabını soramaz olduk. bilmiyorduk çünkü. öğrenmiyorduk. o dönemin başkahramanı sorulduğunda; “yeni bir popçu mu?” diyorduk. yaşanıyordu bunlar, yaşanmaya devam ediyor. bizler, darbenin bedelini ödemek zorunda olanlar, biraz aydınlatıcı olacaksa söyleyelim…
29 yıl önce olan o “korkunç” olay ve sonrası bakın neler olmuş;
“650.000 kişi göz altına alındı.
1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
7 bin kişi için idam cezası istendi.
517 kişiye idam cezası verildi.
haklarında idam cezası verilenlerden 50'si asıldı (26 siyasi suçlu, 23 adli suçlu, 1'i Asala militanı).
idamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis'e gönderildi.
71 bin kişi TCK'nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
98 bin 404 kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı.
388 bin kişiye pasaport verilmedi.
30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.
14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti.
300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi.
937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı.
23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.
400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.
gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
31 gazeteci cezaevine girdi.
300 gazeteci saldırıya uğradı.
3 gazeteci silahla öldürüldü.
gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
13 büyük gazete için 303 dava açıldı.
39 ton gazete ve dergi imha edildi.
cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.
144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
14 kişi açlık grevinde öldü.
16 kişi -kaçarken- vuruldu.
95 kişi -çatışmada- öldü.
73 kişiye -doğal ölüm raporu- verildi.
43 kişinin -intihar ettiği- bildirildi.”
ve biliniz! hikaye anlatmadık sizlere, tamamen gerçek!
her şey çok basitti önceleri. düşünmek suç, pratiğe dökmek ölüm cezası. soğukkanlılıkla dizelere döktüğüm şu kelimeler aslında kanımı donduruyor. işin gerçeklik payını düşündükçe ürkütüyorum. ama bunlar yaşandı, oldu ve bitti...
dile getirilmesi kolay cümleler yaşandı bu ülkede. üstüne üstük(!) utanç duyması gerekenler, pişkin pişkin "asmayalım da, besleyelim mi?" dediler.
bizler bunları hikaye olarak dinledik ana babamızdan. olmamıştı sanki. hikayeydi. düşünemiyorduk çünkü o tazecik beyinlerimizle. bu kadar kötülük diyorduk. olabilir mi? "sahi olabilir mi baba?" sorusu ağızlarımızdan çıkıyordu korkulu gözlerle. önceleri olabilir diyenler, sonraları koruma politikasıyla ninni gibi anlatmaya başladılar hikayelerini. sonra anlatmadılar, daha sonra hiç anlatmadılar. geldik bugünlere…
bizler hikayenin şimdiki zamanı, 29 yıl önce yaşananların hesabını soramaz olduk. bilmiyorduk çünkü. öğrenmiyorduk. o dönemin başkahramanı sorulduğunda; “yeni bir popçu mu?” diyorduk. yaşanıyordu bunlar, yaşanmaya devam ediyor. bizler, darbenin bedelini ödemek zorunda olanlar, biraz aydınlatıcı olacaksa söyleyelim…
29 yıl önce olan o “korkunç” olay ve sonrası bakın neler olmuş;
“650.000 kişi göz altına alındı.
1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
7 bin kişi için idam cezası istendi.
517 kişiye idam cezası verildi.
haklarında idam cezası verilenlerden 50'si asıldı (26 siyasi suçlu, 23 adli suçlu, 1'i Asala militanı).
idamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis'e gönderildi.
71 bin kişi TCK'nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
98 bin 404 kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı.
388 bin kişiye pasaport verilmedi.
30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.
14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti.
300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi.
937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı.
23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.
400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.
gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
31 gazeteci cezaevine girdi.
300 gazeteci saldırıya uğradı.
3 gazeteci silahla öldürüldü.
gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
13 büyük gazete için 303 dava açıldı.
39 ton gazete ve dergi imha edildi.
cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.
144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
14 kişi açlık grevinde öldü.
16 kişi -kaçarken- vuruldu.
95 kişi -çatışmada- öldü.
73 kişiye -doğal ölüm raporu- verildi.
43 kişinin -intihar ettiği- bildirildi.”
ve biliniz! hikaye anlatmadık sizlere, tamamen gerçek!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder