3 Ekim 2009 Cumartesi

karanlıktakiler...


karanlıktı onların hikayesi...

bilinmezlerle dolu, çaresizdi.
acıyan gözlerin üzerlerinde hakimiyeti.

bir kadın, bir adam. öteki ve o kadar bizdendi aslında.
yaşanılan vardı orada. yaşanmamış sayılan ve bilinmeyen denklemdi söylenen, anlatılan.

bir kadın! yaşamıştı oysa. en özelini, en mahremini. bilmediği bir yerde, yüzünü görmediği bir adamla.
bir çocuk! aidiyet duygusundan yoksun. bilmediği bir bedeli ödüyordu oysa.

karanlıktaydılar. suni yollarla aydınlattıkları bir hayattı yaşadıkları. olağandı. rutindi.
yaşıyordu kadın. bilmek istemiyor, duymuyordu. deliliğin ışığındaydı. aydınlatıyordu kendini.
bir o kadar aydınlıktan nefret etmişti adam. çocuktu oysa. yaşamak istedikleri vardı. içinde sakladığı...

karanlıktakiler...
bizden, komik ve sinir bozucuydu aslında.
kendi içimizdeki kavgamızdı onlar. öyle ya da böyle. bizdik orada gördüklerimiz.
eşitsizliğin karşılığıydı. kadınla erkeğin farkı ve deliliğimiz.
yani kendimiz. yüzleşmekti belki. belki farketmediğimiz bir yanımızdı.
bilmek istemediğimiz deliliğin ta kendisi en büyüğü. deliliğe övgümüzdü kısacası...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder